Anadolu’nun kokusu… Scent of Anatolia

Huzurlu, sessiz bir akşam…Uyandırdın hayallerimi ve büyülü bir fikir dizisi boyandın sonsuz aynanda. Unutulmuş hatıraların ülkesine bir seyahate götürdün beni, Anadolu kokusu getirdin bana. Sevgilerle… Elazığ’dan

Peaceful, quiet evening… you have waken up my dreams and painted a chain of magic thoughts on your endless mirror. You took me on a journey of forgotten memories. You brought me the scent of Anatolia. With love… from Elazığ.

Photo credits: MYA

10405322_929166800476946_581180987696063811_nHazar gölü

11063762_929166873810272_1995923693275465912_nRoad to Elazığ

11693850_929167103810249_3307828422446784033_nKeban Dam

11235283_929166883810271_7896113113662510487_n

Harput kalesi

11737907_929166797143613_8725706795505977037_nHarput kalesi

Photo credits: MYA

Advertisements

Deniz~The sea

9533004939_a06b10be80_o(1)                            Photo credits:Sam Agnew

Deniz gibiyim… Dalgaların beni istedikleri yere alıp sürüklemesine rağmen geleceğe güvenle bakarım. Dalgalara güvenirim. Ancak, çoğu zaman onları kontrol etmeye çalışırım. Hiçbir rüzgar, hiçbir fırtına, hiçbir yağmur, hiçbir gök gürültüsü, yıldırım ya da siyah bulutlar hayallerimi ve umudumu yok edemez. Cünkü soyadım İyimser. Her zaman hayallerinin peşinde koşan birisiyim. Hiç durmam. Duramam. Başarılı olsam da olmasam da önemli değildir. Seyahat, varış yerinden daha önemlidir ve de daha güzel, daha manalı. Umutsuzluğa vakit yok. Bir limana er ya da geç ulaşacağım. Ve eğer o benim hayalımdeki “limanım” değilse yolculuğuma devam edeceğim. Bir denizim, duramam. Her gerçekleştirilmiş hayalin ardından yeni bir hayal doğar. Her hüsran sonrası yeni bir umut doğar. Her ölen dalga yeni bir dalga doğurur. Bu denizin güzelliği. Deniz kontrol edemez. Mevlana’nın da dediği gibi “Kalp deniz, dil kıyı gibidir. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.” Nasıl olsa.


I’m like the sea… The waves carry me where they want, but still, I am confident about the future. I trust the waves. Although most of the time I’m trying hard to control them. No wind, no storm, no rain, no thunder, no lightning or black clouds can take my dreams and hope away. Because my second name is Optimist. I’m always chasing rainbows. I never stop. I cannot stop. It doesn’t matter whether I succeed or not, the journey is more important than the destination. And more beautiful. More meaningful. There is no time for desperation. Sooner or later I will reach a port. And if that’s not the „port” of my dreams, I will continue the journey. I am a sea. I cannot stop. After every fulfilled dream a new dream is born. After every defeat a new hope is born. Every dying wave gives birth to a new wave. That’s the beauty of the sea. The sea cannot be controlled. As Mevlana said “Heart is a sea, language is a shore. Whatever sea includes, will hit the shore.” Sooner or later.

Seyahat tutkusu ~ Wanderlust

Looking out at mapMy second attempt to write a Turkish-English bilingual blog post. Does anyone else feel wanderlust??

Hastayım. Seyahat tutkusundan muzdarip oluyorum. Seyahat için güçlü bir isteğim var. Bu benim için sadece bir istek değil, bir ihtiyaçtır. Temel bir ihtiyaçtır. Eğer Maslow beni tanısaydı piramidini yeniden tasarlardı ve seyahati onun temeline koyardı. Bu durumunu değiştirir miydi? Tabii ki değil!
Ya da belki evet… Seyahat tutkusu normal bir durum haline gelirdi. Boş ver! “Farklı” benim mahiyetim. Bu nedenle, dünyada seyahat tutkusu normal olsaydı, ben muhtemelen ev özlemi çekecektim. Evdeyken hastayım… Seyhat benim ilacım. Ve benim uyuşturucu maddem. Bağımlıyım.
Ne kadar çok seyahat edersem o kadar çok isterim. Bir seyahat dozu aldıktan sonra seyahat tutkum olması gerektiği gibi iyileşmiş değil ama daha güçlü görünüyor. Okuduğum kültürlere, hiç tanışmadığım insanlara, hiç ziyaret etmediğim yerlere ve anlayamadığım dillere aşık olurum. Küresel vatandaş olmak isterdim. Her yıl başka bir ülkede yaşamak isterdim. Farklı kültürlere kendimi kaptırmak. Anlamak. Çünkü Henry Miller’in dediği gibi “Birinin varış yeri asla bir yer olmamalı, ama şeyleri görmek yeni bir yoldur.”


I’m sick. I’m suffering from wanderlust. I have a strong desire to travel. Well, it’s not only a desire, it’s a need. A basic need. If Maslow had met me he would have redesigned his pyramide and placed travelling on its base. Would this have changed my situation? Of course not!
Or maybe yes… Wanderlust would have become a normal condition. Never mind! “Different” is my nature. Therefore, if wanderlust were normal I would probably feel homesick. I’m “sick” when I’m home… Travelling is my medicine. And my drug. I’m addicted.
The more I travel the more I want. After taking a dose of travelling my wanderlust is not healed as it should be but seems to be even stronger. I’m in love with cultures I’ve read about, with people I’ve never met, with places I’ve never visited and with languages that I cannot understand. I would like to be a global citizen. I would love to live every year in a different country. To immerse myself in different cultures. To understand. Because as Henry Miller said: “One’s destination is never a place, but a new way of seeing things.”

Photo: http://www.rosalilium.com/2010/10/pinterest-maps-and-globes-2/

Duvarların mesajı~The message of the walls

1185961_440645026048275_169186599_n Photo: Global Street Art

This is my first little Türkçe story inspired by my dear grandmother. English version at the end. Enjoy it! 🙂

Duvarların mesajı
*Gerçek hikaye

Çocukken büyükannem bana:
-“Duvarlara bak! Üzerindeki yazılan mesajını görebilir misin?”- derdi.
Orada hiçbir şey yokken benim cevabım:
-“Hayır, büyükanne…” olurdu.
-“Peki, canım, duvarların mesajını “Öğren, öğren, öğren!”” –diyerek devam etti- “Onu görmek için kendine izin vermelisin. Şimdi, tekrar bak! Görebildin mi?”
Cevabım ‘Evet, büyükanne! Görebildim’- oluncaya kadar duvarların mesajını hayal etmek için mücadele verdim…
“Unutma! Onu görmek yeterli değil, duvarların öğüdünü takip etmelisin. Sadece böylece duvarların arkasındaki gerçekleri görebileceksin’-dedi.
O zamandan beri gerçeği bulmak ve kendimi önyargılardan kurtarmak amacıyla duvarların mesajını takip ediyorum. Büyükanne, teşekkür ederim!


The message of the walls
*True story

When I was a child my grandmother used to ask me:
-“Look at the walls! Can you see the message written on them?”
As there was nothing my answer would be:
-“No, grandma…”
She continued by saying:
-“Well sweetheart, the message of the walls is: “Study, study, study!” You have to allow yourself to see it. Now look again! Can you see it?”
I tried hard to imagine the message on the walls… until my answer was:
-“Yes, grandma! I can see it now.”
-“Don’t forget! It’s not enough to see the message of the walls, you must follow their advice! Only this way you’ll be able to see the truth behind the walls.”-she said.
Ever since, I’ve been trying to follow the message of the walls, in order to find the truth and free myself of prejudices. Thank you grandma!